Herkes yitirir sevdiğini…

Şengül Hablemitoğlu’nu tanıtmak kolay değil. Önemli bir akademisyen; aile danışmanlığı, toplumsal cinsiyet eğitimleri, yas danışmanlığı veren, alanının önde gelen isimlerinden… Aktivist ve yıllar önce evinin önünde uğradığı suikast sonucu ailesinden, Türkiye’den koparılan Necip Hablemitoğlu’nun eşi. Uzun yıllardır yürüttüğü çalışmalarını, yas sürecinde deneyimlerinden öğrendiklerini, yas danışmanlığı sırasındaki paylaşımları, alanda çalışan pek çok biliminsanının eserlerini ve düşüncelerini bir araya getirerek hazırladığı ‘Yas/Uzun Bir Veda’, yeni çalışmasının adı.
“Sevdiğimiz birini kaybettikten sonra yaşadıklarımızın hem ne denli ortak ve hem de ne denli farklı olduğunu anlatmaya çabaladım” diyor Hablemitoğlu. Acının, kederin öğreticiliğini, değiştirme ve dönüştürme gücünü vurguluyor. Elizabeth Kübler-Ross, Richard Friedman, George A. Bonanno gibi yas konusunda çığır açmış biliminsanlarının çalışmalarından süzdüğü bilgileri, kendi deneyimleriyle birleştiriyor, akademik dilin hantallaştırmadığı, umut dolu bir elkitabı sunuyor.
Hepimiz hayatımızın bir döneminde sormuşuzdur: Neden? Çocuğum neden öldü? Neden düşük yaptım? Kocam neden intihar etti? Annem neden hastalandı? Bu trajedi neden bizi vurdu? Kıyametin küçüğü büyüğü yok, Hablemitoğlu acıları yarıştırmak yerine derinlikli bir sohbete davet ediyor okuru.
Yasın aşamaları, çeşitleri, ne olup olmadığı, pandemi döneminde yaşadıklarımız, yeni dünyanın yeni yas biçimleri, paylaşmak, iyi gelmek, devam etmek… İçeriği zengin bir çalışmayla karşı karşıyayız. Özellikle yası toplum hizmetiyle, bilinçlendirme ve aktivizmle birleştirmeyi anlattığı bölüm ilham veriyor. Hablemitoğlu, Nazire Dedeman’ın kayıplarının ardından iyilik ve bilinçlendirme misyonu yüklenmesini, henüz 17 yaşındayken bir arkadaşının elindeki silahtan çıkan kurşunlarla yaşamını yitiren oğlunun ardından başlattığı Umut Vakfı’nı hatırlatıyor. Vakıf her yıl, Umut’un vurulduğu gün olan 28 Eylül Bireysel Silahsızlanma Günü’nde ‘Sessiz Ayakkabılar’ etkinliğiyle bireysel silahlanmanın neden olduğu ölümleri kınıyor. Yaşanan trajik kayıp, gelecekteki olası kayıpların engellenmesinde bu örnekte umut oluyor.
Çevrimiçi varlık, dijital miras, karekodlu mezar taşları, hafıza bahçeleri… Yeni dünyanın yeni terminolojisi de kitapta yerini buluyor. Web sitelerinde düzenlenen anma törenleri, sosyal medyada toplu yas tutmaya olanak sağlayan çevrimiçi gruplar, sanal mezarlık ziyaretleri, sanal anıtlar, çevrimiçi yas danışmanlığı hizmetleri, yas sürecinde online mesajlaşmayı destekleyen mobil uygulamalar gibi hizmetlerin hepsi yas sürecini daha sosyal, daha erişilebilir kılıyor.
Anne Lamott’un sözleriyle bitirelim. “Onsuz yaşayamayacağınız birini kaybettiğinizde kalbiniz fena halde kırılır. Kötü haber şu ki bu kaybı asla tamamen aşamazsınız. Bu, aynı zamanda iyi bir haberdir de. Onlar sonsuza kadar, tekrar onaramayacağınız kırık kalbinizde yaşayacaklar. Bu, tıpkı yağmurlu havada sızlayan, asla mükemmel bir şekilde iyileşmeyen kırık bir bacağa sahip olmak gibidir. Ancak, siz topallayarak dans etmeyi öğrenirsiniz…” Her şeye, tüm kayıplara rağmen ve onların hatıralarıyla, birbirimize omuz vererek, duygularımıza alan açarak devam etmenin yollarını anlatıyor Hablemitoğlu. Ne de olsa yas, uzun bir veda.

YAS Herkes yitirir sevdiğini...
UZUN BİR VEDA
Şengül Hablemitoğlu
Doğan Kitap, 2021
200 sayfa, 32 TL.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir